Dilovası, yeni bir ekolojik yıkım tehdidiyle karşı karşıya. Köseler Mahallesi’nde faaliyet gösteren VETA Mermer, halihazırda bölgenin nefesini kesen kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi için doymak bilmez bir iştahla kapasite artışına gidiyor.
Halkın sağlığı, bölgenin yeşili ve yaşam alanları yine bir kenara itilirken, sermayenin kalker sevdası ÇED kılıfıyla meşrulaştırılmaya çalışılıyor.
Bakanlığa sunulan ve ‘uygun’ bulunarak alelacele değerlendirme süreci başlatılan proje dosyası, göz göre göre gelen felaketin tablosunu net bir şekilde gözler önüne seriyor. Dosyadaki bilgilere göre, mevcut durumda yıllık 2 milyon ton olan kalker üretim kapasitesi tam 4 milyon tona çıkarılacak. Mevcut 750 bin tonluk kırma-eleme tesisi 1,5 milyon tona yükseltilirken; bir de üstüne yıllık 1,5 milyon ton kapasiteli yeni bir yıkama-eleme tesisi kurulacak. Önceki çalışma alanlarından birinin içinden otoyol geçmesi nedeniyle kullanılabaz hale geldiği itiraf edilirken, üretimin aksamasının önüne geçmek için diğer alan genişletilerek 28,05 hektara çıkarılacak. Doğanın ve yaşamın feda edildiği, toplam bedeli 305 milyon 837 bin 542 lira olarak açıklanan bu proje; yalnızca 40 personelle, yılda 10 ay ve tek vardiya düzeniyle koca bir coğrafyayı toz duman altında bırakacak.
Halkın Sağlığı 850 Metre Öteye Öteleniyor
Dosyada, proje alanına en yakın müstakil konutun 850 metre mesafede olduğu, çevrede Köseler ve Tepecik mahallelerinin bulunduğu soğukkanlılıkla ifade ediliyor. 850 metre demek; patlatılacak dinamitlerin, havaya savrulacak tonlarca kalker tozunun, ağır tonajlı kamyonların yaratacağı gürültünün ve kirliliğin doğrudan o mahallelerde yaşayan insanların ciğerlerine dolması demektir. Halkın sağlığı ve temiz bir çevrede yaşama hakkı, şirketlerin kâr hırsına kurban ediliyor.
ÇED Süreci Bir Göz Boyama mı?
Bakanlığın başvuru dosyasını genel formata uygun bulmasıyla başlayan süreç, bölge halkı için adeta bir oyalama taktiğinden öteye geçmiyor. Yetkililer “Süreç henüz nihai değil, vatandaşlar görüş bildirebilir” diyerek sorumluluktan kaçarken, Dilovası’nda bugüne kadar hangi taş ocağı veya sanayi projesinin halkın itirazıyla durdurulduğu ise büyük bir soru işareti.
Dilovası’nın taşına, toprağına, suyuna ve insanına kıyan bu zihniyete karşı, yerel halkın ve doğa savunucularının Kocaeli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne ileteceği itirazlar, bu talana dur demek için hayati bir önem taşıyor.
Dilovası Halkının Yaşam Hakkı Satılık Değildir! Bölgenin üstüne karabasan gibi çöken bu kapasite artışı projesi, sadece bir mermer ocağı genişletme hamlesi değil; Dilovası’nın, çocukların geleceğinin ve kalan son yeşil dokunun da toprağa gömülmesi demektir. Doğayı paraya tahvil eden bu düzene karşı göz yumulmayacak, bu talan projesinin her aşamasında takipçisi olunacaktır!